1 Ocak 2026 itibarıyla Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) geçiş döneminden çıkıp tam rejime geçti. Bu gelişme, çelik ve demir ürünleriyle çalışan Türk imalat sektörü için artık soyut bir düzenleme değil, doğrudan maliyet kalemi haline geldi. Bu yazıda, cbam çelik sektörü üzerindeki etkisini ve metal imalatçıların bu sürece nasıl hazırlanabileceğini ele alıyoruz.
CBAM Nedir ve Neden Önemli?
CBAM, AB'ye ithal edilen karbon yoğun ürünler için, üretim sürecinde ortaya çıkan emisyon miktarına göre sertifika alımını zorunlu kılan bir mekanizmadır. Çelik, demir, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörleri doğrudan kapsam dahilindedir. Amaç, AB içi üreticilerin karbon maliyetine tabi olmasına karşın, AB dışından gelen ürünlerin bu maliyetten muaf kalmasını önlemektir.
Türkiye Neden Yüksek Risk Grubunda?
Türkiye, AB'ye yoğun miktarda demir-çelik ihraç eden ülkeler arasında Çin ve Hindistan ile birlikte öne çıkıyor; Türkiye'nin AB'ye ihracatının yaklaşık %41'i CBAM kapsamındaki sektörlerden oluşuyor. Sektörel değerlendirmelerde demir-çelik, yüksek ihracat hacmi nedeniyle mutlak CBAM yükü açısından en kritik kalem olarak öne çıkarılıyor.
Maliyet Boyutu Ne Kadar Büyük?
Örnek bir senaryoda, yıllık 10.000 ton çelik ihracatı yapan ve ürün başına 1,8 tCO2e emisyon yoğunluğuna sahip bir üretici için, ton başına 80 avro sertifika maliyeti varsayımıyla yıllık maliyet yaklaşık 1,44 milyon avroya ulaşabiliyor. Yüksek hacimli ihracatçılar için, ton başına küçük görünen farklar bile toplamda milyonlarca avroluk etkiye dönüşebiliyor.
EAF Ağırlıklı Üretim Türkiye İçin Avantaj mı?
Türk çelik sektörünün büyük bölümü elektrikli ark ocağı (EAF) teknolojisiyle üretim yapıyor; EAF'nin emisyon yoğunluğu (0,4-0,7 tCO2e/ton), yüksek fırın (BF/BOF) yönteminin emisyon yoğunluğuna (1,8-2,3 tCO2e/ton) göre belirgin şekilde düşük. Ancak Türkiye'nin şebeke elektrik emisyon faktörünün (yaklaşık 0,47 tCO2e/MWh) nispeten yüksek olması, bu avantajın dolaylı emisyonlar üzerinden kısmen aşınmasına yol açabiliyor. Bu nedenle avantajın fiyata yansıması, doğru ölçüm ve belgelendirmeye bağlı.
Metal İmalatçılar İçin Pratik Etkiler
Nihai ürün olarak işlenmiş sac veya kaynaklı imalat yapan firmalar için CBAM'ın doğrudan kapsamı, şu an için temelde ham demir-çelik ürünlerine (yarı mamul, profil, levha gibi) odaklanıyor. Ancak tedarik zincirinde kullanılan çeliğin karbon maliyeti, hammadde fiyatlarına yansıyarak dolaylı olarak imalat maliyetlerini de etkileyebilir. Ayrıca AB'ye doğrudan ihracat yapan veya AB merkezli müşterilere tedarik sağlayan firmalar için kapsam genişlemesi ihtimali gündemde.
Hazırlık İçin Öneriler
Tedarikçi seçiminde kullanılan çeliğin üretim yönteminin (EAF/BF-BOF) ve enerji kaynağının bilinmesi, gelecekte maliyet avantajı sağlayabilir. Yenilenebilir enerji kullanımı, hem doğrudan hem dolaylı emisyonların azaltılmasında en hızlı sonuç veren alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Firmaların tedarik zincirlerindeki karbon izini şimdiden izlemeye başlaması, ileride olası raporlama ve maliyetlendirme süreçlerine hazırlıklı olmalarını sağlar.
DMK Makina'nın Yaklaşımı
Lüleburgaz merkezli DMK Makina, Trakya ve Marmara bölgesindeki müşterilerine özel imalat ve çelik konstrüksiyon hizmeti sunarken, sektördeki bu tür düzenleyici gelişmeleri yakından takip ederek tedarik zinciri kararlarını buna göre şekillendirir.
Sonuç
CBAM'ın 2026'da tam rejime geçmesi, cbam çelik sektörü için artık ertelenemeyecek bir gerçeklik haline geldi. Hem doğrudan ihracatçılar hem de tedarik zincirinde çelik kullanan imalatçılar için, karbon yoğunluğunu ölçülebilir ve belgelenebilir hale getirmek, önümüzdeki dönemde rekabet gücünün belirleyici unsurlarından biri olacak.